İzmir Vip Matematik Özel Ders: İZMİR’İN RAHATLIĞI EĞİTİMİ ZORLUYOR

GÜNCEL DUYURU! İZMİR'DE BİR İLK ! NLP ÖĞRENCİ KOÇLUĞU DESTEKLİ VIP MATEMATİK ÖZEL DERS

BİLGİ İÇİN HEMEN ARAYIN :0-534-526-79-19

İZMİR’İN RAHATLIĞI EĞİTİMİ ZORLUYOR



Egenin İncisi İzmir,aslında Türkiye’den bağımsız bir şehir,gerek düşünce yapısı,gerekse yaşama kültürü olarak istisnai bir yer.İnsanları rahat,alışılmış bir metropol koşuşturması yok,en merkezi alanlara bakın,etraf bir yerden bir yere yetişmeye çalışan insanlarla değil,gezip zaman geçirmeye çalışan insanlarla dolu. Bu rahatlık insanların yaşam kalitesini artıran bir unsur.

Eğitim açısından baktığımız zaman ise,işin rengi biraz değişiyor.Özellikle merkezi sınavlarda SBS,YGS,LYS de İzmir gibi bilinçli bir şehirden beklenen ülkesel başarıya ne yazık ki ulaşılamıyor.Son yapılan YGS sınavında İzmir Türkiye’de ancak 16. sırada yer alabildi.Bu durum tabii eğitim konusunda ciddi bir soru işareti oluşturuyor.

Bu duruma sebep olan olaylar irdelendiğinde ilk akla gelen büyükşehir olmanın getirdiği göç olgusunun olumsuzlukları söylenebilir,bu durumun genel başarıdaki oranı düşürdüğü bir gerçek.Ama YGS de Türkiye 1.si olan şehir Ankara olunca,bu argüman da biraz boşa çıkmış oluyor.(2012 yılında da Türkiye 2. si olmuştu.)Çünkü Ankara Türkiye’nin 2. büyük şehri, göç konusunda İzmir’den çokta farkı yok.Peki fark nerede ?

İzmir insanının rahatlığının ülkesel yapılan yarışma odaklı sınavlar açısından negatif bir durum arzettiği işte burada ortaya çıkmaktadır.Ankara’da yaşayanlar bilir,Türkiye’nin en disiplinli şehridir,dışarıda gezen aylak insanlara çok az rastlarsınız.Çünkü sürekli biryerlere yetişmek zorundadırlar.Ankara insanının herşeyi planlıdır,bunu her alanda görebilirsiniz.Küçük bir örnek vermek gerekirse;otobüs durağındasınız,otobüse bineceksiniz,kimse size sıraya geçin demez ,insanlar hemen düzenli bir sıra oluşturur ve otobüsü beklerler.Ankara’dan İzmir’e taşındığımızda beni en çok şaşırtan bu durum olmuştu.İzmir’de otobüs,durağa geliyor ve insanlar kapıya doluşuyor,kim otobüsün duracağı yeri iyi tahmin ederse ilk olarak biniyor.Bu örnek,iki şehir arasındaki rahatlık ve disiplinli olma farkını çok iyi açıklıyor bence.

Beşiktaş’ın eski forvetlerinden kuzenim Veysel Cihan ile geçenlerde yaptığım bir sohbette eğitimde yaşanan bu durumun futbolda da geçerli olduğunu öğrendim.Veysel ;İzmir’de süper lig takımı olmamasının bu rahatlıktan kaynaklandığını,futbolda da ancak aşırı disiplinli bir yaşam ile başarıya ulaşılabileceğini söyleyerek,Sivas gibi küçük bir şehir bile yıllardır süper ligde yarışıyorsa,bu durumun ana nedeninin şehirde rahatlığı çağrıştıracak çeldiricilerin olmamasından kaynaklandığını ve futbolcuların iç disiplini sağlamasının bu tip şehirlerde daha kolay olduğunu söyledi.Benim odaklandığım nokta eğitim olduğu için bu duruma daha önce dikkat etmemiştim,ama tekrar düşününce,rahat şehir olmanın disiplin gerektiren tüm işlerde daha zorlu bir çalışma süreci gerektirdiğini daha iyi görüyoruz.

Rahat olmak güzeldir,yaratıcılığı artırır,özgüveni ve sosyalleşmeyi geliştirir,fakat rakipleriniz eğer planlı ve disiplinli bir düzen içindeyse,hele de bulundukları şehrin kişiliği de bunu teşvik ediyorsa,siz bir değil birkaç adım geri düşersiniz.İzmir gencinin üstesinden gelmesi gereken en büyük zorluk,derslerden çok bu rahat ortamın yarattığı rehavettir.Yetişkin insanlar şehrin rahatlığıyla iş disiplini arasında denge kurmayı zamanla öğreniyor,fakat öğrenciler bu konuda ciddi zorluk yaşıyor,çoğu rahatlığın sürüklediği rehavetle gerçek potansiyellerinin çok altında başarı elde ederek kendilerini ve ailelerini hayal kırıklığına uğratıyor.

İzmir’in şehir olarak bu rahat kişiliği değişemeyeceğine göre eğitim açısından ne tür önlemler alınabilir ? Burada en önemli görev anne-babalara düşmektedir.Çocuklarının eğitim aldığı her kademede sorumlu birer veli olarak üzerlerine düşen görevleri eksiksiz olarak yerine getirmeliler.İnisiyatifi hiçbir zaman çocuklarına kaptırmamaları gerekir,planlı çalışmalarını teşvik etmeli,hergün düzenli tekrar yapmalarını alışkanlık haline getirmelerini sağlamalıdırlar.Bu da ilköğretim kademesinde başlamalıdır.Çünkü liseye kadar planlı çalışmayan bir öğrenciyi bu aşamadan sonra plana uydurmak çok zordur.

Lisede de yine planlı çalışma devam etmeli,ergenliğin getirdiği sosyalleşme ihtiyacı abartılmamalı,bu durum rehavete dönüşmemelidir.Çünkü ipin ucu bir defa kaçtığı zaman onu toparlamak için çok daha fazla çaba sarfetmek gerekir.Bu durumdaki öğrenciler ve velilerinde büyük stres ve hayal kırıklıkları yaşanabilmektedir.Lisenin her kademesi YGS ve LYS açısından kritik öneme sahiptir.4 yıllık bu bilgi yüklemesini planlı çalışarak eksiksiz tamamlayan öğrenciler sınav başarısına çok rahat ulaşırlar.

Fakat plansız programsız çalışan rehavet içindeki öğrenciler tüm sınav hazırlığını son yıla bırakır.4 yılın tüm konularını kapsayan bir sınava sadece son yıl hazırlanan bir öğrenci 1 yılda bu eksiklerinin ne kadarını kapatabilir ! Bu tip öğrenciler stres içindedir,sürekli bahaneler üretirler,öz güvenlerini yitirmişlerdir.Planlı çalışmaya alışmadıkları için yoğun tempo onları boğar,zaten çoğunluğu sınav hazırlığında 3-4 ay sonra havlu atar.En az 1 yıl kaybetmişlerdir !

Bu durumdan öğrencilerin kendileri sorumlu olduğu kadar aileleri de sorumludur.Çünkü hiçbir velinin,henüz yeterli bilince ulaşmamış çocuğunu kendi haline bırakmaya hakkı yoktur.Çocuğunun, sosyal hayatının ders çalışma süresini kısıtlamasına,bilgisayar kullanımının günde saatleri bulmasına,lise boyunca sadece sınavdan sınava yetmeyen ölçüde çalışmasına müdahale etmeyen veli,çocuğunun başarısız olmasının temel sorumlusudur.

İzmir’li velilerin,öğrencilerin ve eğitimcilerin bu konuda daha duyarlı olmalarını sağlarsak eğitimde istenen başarı belli bir süreçte kendiliğinden gelecektir.


2 yorum:

  1. Tebrikler,son derece önemli tespitler.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler. İzmir'e yeni taşınan bir aile olarak hislerimize tercüman olmuşsunuz. % 100 doğru tespitler. Tebrikler.

    YanıtlaSil

ÖĞRENCİ YORUMLARIMIZ