İzmir Vip Matematik Özel Ders: GERÇEK HAYAT UYGULAMALARI İLE MATEMATİK EĞİTİMİ

GÜNCEL DUYURU! İZMİR'DE BİR İLK ! NLP ÖĞRENCİ KOÇLUĞU DESTEKLİ VIP MATEMATİK ÖZEL DERS

BİLGİ İÇİN HEMEN ARAYIN :0-534-526-79-19

GERÇEK HAYAT UYGULAMALARI İLE MATEMATİK EĞİTİMİ



GERÇEK HAYATTA MATEMATİK




Son yıllarda Hollanda’da geliştirilen bir matematik eğitimi yaklaşımı vardır ki hareket noktası zihnin nesneyi sezgi yoluyla kavradığı düşüncesidir. Bu düşünceyle herhangi bir matematiksel kavramın kazandırılmasında çocuğun değerlendirmelerinden ve izlenimlerden oluşan informal kazanımlarından yola çıkmak gerekmektedir. Gerçekçi matematik eğitimi (RME) yaklaşımına göre bir konunun öğretiminde o konuyla ilgili tanım ve formülleri verip alıştırmalar çözmek ve sonrasında uygulamalara geçmek anti didaktik (öğretici olmayan) bulunmaktadır. Öğretimin yönünün informal bilgiden formal bilgiye ulaşma yoluyla olması ve bu esnada köprü vazifesi görecek modellerin kullanımı, çevre problemlerinin uyarıcı olması ve bir kavramın sürecin yeniden keşfi ile kazanılması söz konusudur (Altun 2006). Freudenthal matematiğin insan aktivitesi olduğunu; tarihte matematiğin gerçek hayat problemleri ile başladığını, gerçek hayatın matematikleştirildiğini daha sonra formal matematiğe ulaşıldığını ileri sürmüştür(Freudenthal 1968). Gerçekçi matematik eğitimine dayalı olarak verilen öğretimde matematikleştirme anahtar süreçtir ve bunun iki temel nedeni vardır;matematikleştirme sadece matematikçilerin işi değildir, her insanın işidir ve yeniden keşfetme fikri ile ilgilidir(Treffers 1987).Öğrencilerin matematiği yeniden keğfetmek için ne yapması gerektiği fikrinden yatay ve dikey matematikleştirme doğmuştur. Yatay matematikleştirmede fiziksel modelden matematik bilgi üretilmektedir. Dikey matematikleştirmede ise matematiğin kendi içindeki işlem ve düzenlemelerin değiştirilmekte ve sembolle ifade edilmektedir. Burada öğretmene düşen en önemli iş,matematikleitirmeye uygun fiziksel modeli seçmektir. RME’ nin öğretim yöntemlerinin temeli yatay ve dikey matematikleştirmeye dayanmaktadır(Heuvel-Panhuizen 1996). Bunun için bağlamlar özellikle gerçek hayattan bağlamlar özel önem taşır. Bağlamların üç görevi vardır. İlki uygulama alanı olarak bağlam (gerçek hayat durumlarına matematiği uygulama)dır. İkinci görevi ise,matematiğin bir kaynağı olarak bağlam (günlük hayat içinde matematiği keşfetme)dir. Üçüncü görevi ise dikey matematikleştirme için bir araç ya da destek olarak bağlam (öğrencilerin matematiksel yapıları geliştirmelerine yardım etme)dir(Bilij, Hilding & Weinzweig 1980; Howson & Wilson 1986 ).

Gerçekçi yaklaşım için üzerinde durulan nokta, matematik yapmaktır, matematik bir aktivite ve çalışmanın bir yolu olarak görülür. O zaman matematik öğrenmek, gerçek hayat problemlerinin çözümünün önemli olduğu matematik yapmak anlamına gelir. Çeşitli bağlamsal problemler başından sonuna kadar ders programamının üyesi haline getirilir (Gravemeijer 1990a). Gravemeijer&Doorman’a göre (1999), öğrenciler için problem durumunun deneysel olarak gerçek olduğu problemler bağlam problemleridir. RME’ deki bağlam problemleri problem çözmedeki problem kavramına paralellik göstermektedir. Gerçek hayat bağlamlarını kullanmak önemlidir. Öğrenciler için anlamlı ve doğaldır.

Öğrenme için bir başlama noktası olmakla birlikte öğrencilerin duruma kolayca, hızlıca adapte olmalarını sağlar. Öğretim formal sistemle başlamamalıdır; tersine kavramın gerçekte ortaya çıkış olgusu kavram oluşturmanın kaynağı olmalıdır. Bağlam, problemin gömülü olduğu bir durum olarak tanımlanmaktadır(Meyer, Dekker& Querelle 2001). Freudenthal matematik öğrenmeyi bir anlamlandırma süreci olarak tanıtmış ve düşüncesini “öğrenen için matematik anlamlandırma ile başlar ve gerçek matematik yapmak için her yeni safhada anlamlandırmanın esas alınması gerekir” şeklinde ifade etmiştir (Altun 2006). Öğrencinin çalışabileceği, denemeler yapabileceği bir ortamın hazırlanması gerekir ve öğrenme şekli, sürecin matematikçi tarafından keşfi şeklinde olmalıdır.

Matematikleştirme olarak açıklanan bu süreçte, öğrenci matematiksel bilgiye kendisi ulaşmaktadır.

Matematikleştirme sürecinin kazanımı öğrencilerin günlük hayattaki durumlara matematiksel yaklaşmalarını sağlar. (Treffers 1987). TIMSS, PISA ve PIRLS raporları incelendiğinde  Türkiye’nin uluslar arası ortalamanın altında olduğu ve Hollanda’ nın genellikle iyi bir profil çizdiği ve uluslar arası ortalamanın da üzerinde olduğu görülmüştür (EARGED,Uluslararası çalışmalara ait raporlar, http://earged.meb.gov.tr/earged/Olçme/raporlar.html, 10.11.2007). Bu durum Hollanda’ nın matematik programının ve öğretimde uygulanan yöntemlerin incelenmesi gerekliliğini doğurmuştur ve Freudenthal tarafından geliştirilen RME’ ye dayalı öğretimin etkililiği dikkati çekmiştir. Bu çalışmada,Türkiye’de matematik eğitiminde reform niteliği taşıyabileceğini düşündüğümüz RME’ ye dayalı olarak öğretim gerçekleştirilerek geometrinin, öğrencilerin günlük yaşam aktiviteleriyle ilişkilendirerek öğrenilmesini kolaylaştırabilmek ve öğrencilerin bu derse ilişkin önyargılarından bir ölçüde olsa kurtarmaya çalışmak amaçlanmıştır
Kaynak: http://www.efdergi.hacettepe.edu.tr/201140EM%C4%B0NE%20%C3%96ZDEM%C4%B0R.pdf

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ÖĞRENCİ YORUMLARIMIZ