İzmir Vip Matematik Özel Ders: Çoklu Zeka Kuramı

GÜNCEL DUYURU! İZMİR'DE BİR İLK ! NLP ÖĞRENCİ KOÇLUĞU DESTEKLİ VIP MATEMATİK ÖZEL DERS

BİLGİ İÇİN HEMEN ARAYIN :0-534-526-79-19

Çoklu Zeka Kuramı



ÇOKLU ZEKA KURAMI


Özel derslerde dikkate aldığımız çoklu zeka kuramının ayrıntılarını inceleyelim.

Amerika’da pek çok okul ve eğitimci tarafından öğretime yansıtılmaya çalışılan  Çoklu Zeka Kuramı git gide önem kazanmaktadır. Harvard Üniversitesi profesörlerinden Howard  Gardner tarafından 1983 yılında geliştirilen Çoklu Zeka fikrine göre bireylerde zeka tek boyutlu değildir. Gardner her bireyde en az sekiz zeka bulunduğunu öne sürmüştür. Bunlar, dilsel zeka, mantıksal-matematiksel zeka, görsel-uzamsal zeka, bedensel-kinestetik zeka, müzikal zeka, sosyal zeka, öze dönük zeka ve doğa zekasıdır. Belirtilen bu zeka türleri kültürel özelliklerden etkilenmekte ve birbirleriyle etkileşim içinde kullanılmaktadır (Gardner 1993).

Gardner tarafından önerilen 8 zeka türü şunlardır:

1. Dilsel Zeka : Dil zekası iletişimde, dili etkili kullanma kapasitesini ifade etmektedir. Bu kapasite, sözlü anlatım becerisi ya da yazılı anlatım becerisi olarak ortaya çıkabilir. Bu zeka türünde gelişmiş insanlar, okuma, yazma ve tartışma gibi etkinliklerde başarılıdırlar.

2. Mantıksal/ Matematiksel Zeka: Bireyin mantıksal düşünme, sayıları etkili kullanma, problemlere bilimsel çözümler üretme ve kavramlar arasında ilişkiler kurma, sınıflama, genelleme yapma, hesaplama, test etme, benzetme yapma vb. davranışlarını kapsar. Bu zeka, Piaget’in entelektüel gelişim kuramında açıkladığı gibi, sembollerin kabul edilen mantık kurallarına göre, soyut işlemlere uygulanması ile ilgilidir. Batı toplumlarında üstün görülmekle birlikte, bu yeteneğin diğer yeteneklerden üstün olduğunun bir dayanağı yoktur.

3. Görsel/ Uzamsal Zeka: Bu alan, üç boyutlu bir nesnenin şekil ve görüntüsünü ne kadar hayal edebildiğimiz ile ilgilidir. Burada nesneyi görmeden zihinde canlandırma ve ayrıntıları görebilme söz konusudur. Uzamsal zeka; görsel düşünme ve şekil/uzay özelliklerini grafikle ifade etme, çizme, boyama ve şekil verme gibi davranışları kapsar.

4. Müzikal/ Ritmik Zeka: Bu zeka, müzikal transformasyonların çeşitlerini takdir etme, ses perdesine duyarlı olma ve söz konusu olan bir sesi taklit etme kapasitesi ile ilgilidir. Bu bireylerde; ritm, melodi duyarlılığı vardır. Enstrüman çalma, söylenen şarkının benzerini bulma gibi yetenekleri kapsar.

5. Bedensel / Kinestetik Zeka: Bu zeka problem çözme, değerli ürün meydana getirmek için vücudun ya da vücut kaslarının kullanımındaki yeteneğe işaret eder. Bu zekanın vücut hareketlerini kontrol etmede etkili bir rolü vardır. Bedensel zekası yüksek bireyler sportif hareketleri, düzenli-ritmik oyunları kolayca uygulayabilirler. Bu bireylerde koordinasyon, denge, hız, el becerisi ve esneklik dikkat çekicidir.

6. Sosyal Zeka: Bu zeka kapsamında insanlarla iletişim kurma, onları anlama ve davranışlarını yorumlama yetenekleri bulunmaktadır. Bu yeteneğimiz sayesinde sosyalleşiriz.

7. Özedönük/ Bireysel Zeka: Bu zeka bireyin “kendini” duyma ve anlamasıyla ilgili bilişsel yeteneğini ifade eder. Kim olduğumuzu, hangi duygularımızla neler hissettiğimizi düşünmemiz bu zekamızla ilgilidir. Bu zekası yüksek bireyler kendini tanıma, güvenme, disiplinli olma, hedeflerini belirleme ve kişisel sorunlarını çözme becerisi gösterirler.

8. Doğa Zekası: Gardner  1996 yılında doğa zekası  olarak  adlandırılan bu zekayıda kurama ilave etmiştir. Her insan bu yeteneğe sahiptir ve belirli ölçülerde doğayı, canlıları tanıyabilmektir. (Kaptan 1998: 114-115, Ülgen 1997:28-29)

 Zekanın   farklı  boyutları  olmakla  birlikte,  bu  boyutlar  birbirinden  çok  uzak değillerdir. Örneğin bir futbol oyuncusu; bedensel zekayı koşarken, topa vururken ve yakalarken; uzamsal zekayı sahayı, diğer oyuncuların pozisyonunu düşünürken; dil ve sosyal zekayı oyun kurallarını öğrenirken ve takım arkadaşlarıyla tartışırken, paylaşırken; özedönük zekayı kendini değerlendirirken- eleştirirken vs. kullanabilmektedir.

Çoklu Zeka Kuramı’na göre, zekanın gelişmesinde avantaj ve dezavantaj yaratan çevresel etkenler bulunmaktadır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

·         Kaynaklara ulaşım şansı: Örneğin; ailesi çok fakir olan bir çocuk, keman, piyano gibi müzikal zekayı geliştirilebilecek enstrümanlara ulaşamadığından bu zekanın gelişmesi zorlaşır.
·         Tarihsel-kültürel faktörler: Kültürler de farklı zeka türlerine verdikleri değerle, zeka gelişiminde önemli rol oynamaktadırlar. Fazla değer verilen zeka türleri de diğerlerinden daha çok ve hızlı gelişebilmektedir. Çünkü kabul gören ve değer verilen davranışlar motivasyonu artırmakta ve bireyi bu davranışları zenginleştirmeye yöneltmektedir. Okulda ya da ailede matematik veya fene dayalı programlar önemseniyorsa, bireylerin daha çok mantık-matematiksel zekası gelişir.
·         Coğrafi faktörler: Köyde ya da küçük bir çevrede yetişmiş bir çocuk, apartmanda büyümüş bir çocuğa göre bedensel zekasını daha çok geliştirebilir.
·         Ailesel faktörler: Ressam olmak isteyen bir çocuğun ailesi avukat olmasını istiyorsa, çocuğun dil zekası desteklenecektir.
·         Durumsal faktörler: Kalabalık bir ailede büyümüş ve kalabalık bir ailede yaşamış bireyler, kendilerini geliştirmek için   daha az zamana sahip olurlar. (Kaptan 1998:112)

Aslında çoklu zeka kuramı etkili ya da başarılı dediğimiz öğretmenlerin sınıflarında her zaman uyguladıkları etkinliklerden farklı bir şey değildir. Örneğin “Ölü Ozanlar Derneği” filmindeki edebiyat öğretmeni John Keating  öğrencilerin şiir okurken klasik müzik eşliğinde topa vurmaların istemiştir. Gerçekte Çoklu Zeka Kuramı da, tüm öğretmenlerin kendilerinin en iyi öğretim yöntemlerini seçme ve bu yöntemlerin neden daha başarılı olduğunu anlamalarına yardımcı olur. Aynı zamanda mevcut yöntem ve materyal  repertuarlarını zenginleştirerek, çok sayıda ve çeşitlilikte öğrenme özelliği olan öğrenciye ulaşılmasını sağlar. (Armstrong 1994:50)

Gardner öğretim süreciyle ilgili bu modeli önerirken çeşitli uyarılarda bulunmaktadır: öğretmenlerin öğrenciler arasındaki farklılıklara dikkat etmesi; öğretim ve değerlendirmeyi bireyselleştirmesi gerektiğini savunmaktadır. Ayrıca, öğrencilerin kesinlikle “matematik zekası var, ama dil zekası yok” gibi ifadelerle etkilenmemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Ona göre, çoklu zeka kuramı eğitime iki önemli yarar sağlamaktadır:  1) Öğrencileri istendik durumlara getirebilmek için eğitim programlarını planlamamıza imkan verir 2) farklı disiplinlerde önemli kuram ve konuları öğrenmeye çalışan daha fazla sayıda öğrenciye ulaşmamızı sağlar. Başka bir deyişle, öğrencilere bu zeka alanları kullanılarak eğitim verilirse, öğrenme daha kolay gerçekleşir.

Gardner, Çoklu Zeka Kuramı’nın eğitime ne getireceği ile ilgili soruya, bu kuramın bir eğitim hedefi olmadığı; zeka alanlarının  hedeflere ulaşmada güçlü bir araç olduğu şeklinde yanıt vermektedir. (Durie,1997)

            Gardner’ın eğitim anlayışı tamamıyla zeka boyutlarını geliştirmeye odaklıdır. Eğitim insanların sadece yetenekli oldukları alanda değildir. Ona göre özel, uzmanlaştırıcı ve kapsamlı eğitimlerin dengelenmesi gerekmektedir. Yaşamın ilk yedi yılında çocuklara çok çeşitli alanlarda tecrübe edinme fırsatı verilmelidir. Sonraki yedi yılda çocuklar bazı temel beceriler, okur yazarlık ve kültürüyle uyumlu bilgiler edinmelidirler. Ancak bir sanat dalında, bir fiziksel alanda derinliğine araştırmak istedikleri akademik bir konuda uzmanlaşma yoluna da girmiş olmaları gerekmektedir. Üst eğitim yılları genelleme evresidir ki, bu evrede öğrenciler çok çeşitli kitaplar ve yayınlar okumalı, çeşitli dersler almalıdırlar. Öğretim programlarının tüm alanlarında etkinlikte bulunmalıdırlar. Üniversite yılları ise uzmanlaşma yıllarıdır. En çok ilgi duyduğu alana yönelmesi gerekmektedir. Bu durumun gerçekleştirilmesi, o kişinin zekası ile alanlar arasındaki ortaklığı kurmasına bağlıdır. Çoklu zekanın uygulanabileceği bir okulda;

·         Çocukların yetenek ve beceri gruplarını ve çalışma tarzlarını değerlendiren bir uzman,
·         Öğretim programını tanıtıcı bir rehber kişi (görevi; geçerli programı ve seçmeli dersleri takip etmek ve öğrencilere yetenekleri ve ilgi alanlarını tanıyıp seçmelerine yardımcı olmak ve öğretimin onların öğrenme tarzlarına uygun yapılmasını sağlamaktır)
·         Çevre rehberi (görevi; çevre imkanlarını araştırmak ve öğrenmektir. Böylelikle öğrencileri çevre imkanları ile temas kurdurarak kendi özel yeteneğine uygun yönde en üst düzeyde gelişmesini sağlamaktır.)
Bulunması gerekliliği üzerinde durulmaktadır.(Gardner 1999)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ÖĞRENCİ YORUMLARIMIZ